Kariyer
13.06.2018 - 14:07 | Son Güncelleme: 13.06.2018-14:23

Evrim Kuran: Bir kuşağı anlamak, bir dönemi anlamaktır

Kuşak Araştırmacısı Evrim Kuran’ın Türkiye’nin 5 kuşağına bakışını tüm ayrıntılarıyla gözler önüne serdiği kitabı Telgraftan Tablete yayınlandı. Evrim Kuran, Telgraftan Tablete hakkındaki sorularımızı yanıtladı.

Evrim Kuran: Bir kuşağı anlamak, bir dönemi anlamaktır

1- Telgraftan Tablete kitabınızda okuyuculara neler anlatıyorsunuz?

Jenerasyon sistem teorisini ele aldığım ilk kitabım Telgraftan Tablete’de Türkiye’nin yaşayan 5 kuşağını dedem Ali ile başlayan oğlum Ali’ye kadar devam eden aile hikayelerimle harmanlayarak anlatıyorum. Kuşaklar üzerine çalışan biri olarak Türkiye’nin yaşayan 5 kuşağını yıllardır içinde yer aldığım alan araştırmalarının yanı sıra kişisel hikâyelerim üzerin­den anlattım. Okurlar, benim hikayelerimin içinde kendi kişisel kuşak hikayelerini, kendi köklerini de bulacaklar. Kuşak meselesine bura­dan bakarak, ninelerimizi ve dedelerimizi anlayacağımızı, kızlarımızla ve oğullarımızla anlaşacağımızı düşündüm. Çünkü sevmek anlamaktır.

2- Kitabınızda anlattığınız “Türkiye’nin yaşayan beş kuşağı” hangileri ve temel özellikleri neler?

Türkiye Cumhuriyeti’nin 95 yıllık varoluşu, jeneras­yonel sistem döngüsüne belirgin biçimde oturuyor. Dok­san beş yıllık Cumhuriyet an itibariyle beşinci nesli olan Z Kuşağı’nı yetiştiriyor. Türkiye’nin yaşayan 5 kuşağı Sessiz Kuşak, Bebek Bombardımanı Kuşağı, X Kuşağı, Y Kuşağı ve Z Kuşağı. Sessiz Kuşak (1927 - 1945), geleneklerine bağlıdır; istikrar diğer adlarıdır. Çalışma yaşamına sıkı çalışmayı, sadakati, saygıyı yerleştirmiş olan kuşaktır.

Kuşaklar teo­risine göre rasyonel aklı, düşünmeyi temsil ettiğine ina­nılan Bebek Bombardımanı Kuşağı (1945 – 1964), önce çocuklarına daha sonra ise anne ve babalarına bakar. Kalabalık ailelerin belki de son temsilcisi olan bu kuşak belki de bu özelliklerinden dolayı, kendilerinden olmayan ku­şaklarla da en iyi anlaşan jenerasyondur. Bugünkü iş ya­şamında önemli ölçüde liderlik koltuklarında gördüğümüz X Kuşağı (1965-1979), kuşak döngüsünde bireyciliği temsil eder. Bu öyle bir ku­şak ki, iş yaşamının ilk döneminde işyerinde ciddi olma­yı öğrenmiş; gülmeyi, eğlenmeyi iş dışına bırakmış. Sonra bir zaman gelmiş ve bu kuşağa demişler ki: “Şimdi gündem ‘işte eğlence’! Hadi, hep birlikte eğlenmeyi öğreneceğiz!”

Y Kuşağı (1980-1999) ise hem gündelik yaşamın hem de iş yaşamının kodlarını yeniden yazan bir kuşak. Saygının hak edene sunulması gerektiğine inanan, içinde bulunduğu topluluğu etkileme ve onlardan etkilen­me eğilimi yüksek, harekete geçmek için anlam arayan, kariyer yaşamları boyunca 10 kereden daha fazla iş değiştirebilecekleri öngörülen bir kuşak. Henüz yetişkin olmayan Z kuşağı (2000 - 2018) için araştırmalarla ka­nıtlanmış davranış kalıpları ortaya koymak için zamana ihtiyacımız var. Ama hem kuşak teorisinin öngörülerine hem de kuşağın güncel davranış kalıplarına bakarak, daha yaratıcı, daha sahici, daha uyumlu bir dönemin başladığını düşünüyorum.

3- Yeni kuşakları anlayabilmek için önce eski kuşakları anlamak ne kadar önemli?

Ait olduğunuz nesil, size şe­kil veren neslin bir benzeri değildir; size şekil veren nesle şekil veren neslin bir benzeridir. 2000’li yıllardan itibaren kuşaklarla ilgilenen bu konuda dünya çapında araştırmalar yapan, makaleler yazan biri olarak jenerasyonel sistem müthiş bir mozaik diyebilirim. İçinde sosyoloji, antropoloji, psikoloji, ekono­mi bilimlerinden parçalar barındıran harikulade bir araç. Geçmişi anlama, geleceği öngörme aracı. Jenerasyon ça­lışmanın insanı getirdiği en şahane düzlem nedir diye so­racak olursanız tereddütsüz şöyle söylerim: Bir kuşağı an­lamak, bir dönemi anlamaktır. Bir dönemi anladığınızda ise paradigmanın kıskacına sıkışmaktan kurtulursunuz. Ve sizin gibi olmayanları kendinize ait yargılarla değil, on­lara ait gerçeklerle görmeniz mümkün olur. Bu mümkün olduğunda ise dönüşürsünüz. İşte ya da evde... Bir şirket olarak ya da bir birey olarak... Benim için bir kuşağı anlamak, suya atılan taş gibi, etkisi dalga dalga büyüyen, yaşama, geçmişe ve geleceğe dair müthiş bir kavrayış sağlıyor. Hoşgörü sınırlarımı ge­nişletiyor, zamanın ruhuna yaklaştırıyor ve her adımda, yargılayan değil öğrenen olmaya yönlendiriyor. Kuşaklar birbirlerine kendi ideolojik kulelerinden bakıyor. Benim bu yaşamda kendime biçtiğim görev de kendi neslinden olmayanları hızlıca yargılayanları o gerçeklerle buluşturmak.

4- Kuşaklar, yaşadıkları dönem hakkında ne kadar fikir verirler?

Her kuşak bir sonraki kuşağa belirgin bir sosyal miras bırakıyor. Bu miras, o kuşağın ana donanımı. Her döneme ait hikâyeler, gerçekler, tabular, duygular var. Kuşaklar, dönemin gerçekliklerine karşı tutumlarına göre ikiye ayrılıyor: Dominant (Baskın) kuşaklar ve Resesif  (Çekinik) Kuşaklar. Bunlar dönüşümlü olarak dünyaya geliyor. Sebebi çok açık. Kuşak geçişlerini sosyal yaşamdaki gelişimlere veya ani değişimlere verdiğimiz tepkiler belirliyor. Yani tarih kuşakları, kuşaklar da tarihi şekillendiriyor. Kısaca, yaşam ve zaman arasında sembiyotik bir ilişki - yani birlikte varoluş- söz konusu.

5- Gelecek kuşakları anlamak ve onlara ayak uydurmak için geçmiş kuşakları anlamamız mı gerekiyor?

Jenerasyonları anlamak, organizas­yonel sistemdeki mücadele alanlarınızı birdenbire yok etmiyor, evet; ancak belli başlı davranış kalıplarını analiz etmek ve anlamlandırmakta güçlü bir “lens” rolü görüyor. Her bir kuşağı yakından tanıdığınızda nasıl bir şimdi yaşadığımızı ve gelecekte neler yaşayacağınızı öngörebiliyorsunuz. Çünkü her bir kuşak sosyal bir miras bırakıyor. Bir nesli anlamak için, hayata ideolojik kulelerimizden değil, o kuşağın gerçeklerinden bakmalıyız. Benim bu yaşamda kendime biçtiğim görev de kendi neslinden olmayanları hızlıca yargılayanları o gerçeklerle buluşturmak.

Yorum Yazın
Gönder
GÜNÜN İŞ FIRSATLARI
Tüm İlanlar desteği ile
Maya takviminin de bitişi konu alınarak dünyanın sonu ile ilgili çevrilen Hollywood yapımı filmin adı nedir?
©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.